Kader dediğimiz şey, dar bir yerde sürekli yönünü değiştirerek dönüp duran bir kum fırtınasına benzer. Sen de, ondan kurtulmak için ayağını bastığın yeri değiştirirsin. Bunun üzerine fırtına da sana ayak uydurmak için yönünü değiştirir. Bir kez daha bastığın yeri değiştirirsin. Tekrar tekrar, sanki şafaktan hemen önce ölüm tanrısıyla yapılan uğursuz bir dans gibi, aynı şey tekrarlanıp gider. Neden dersen, o fırtına uzaklardan çıkıp gelmiş herhangi bir şeyden farklıdır da ondan.

O fırtına aslında sensindir.

O yüzden yapabileceğin tek şey, teslim olup ayağını dosdoğru fırtınanın içine daldırarak, gözlerini kum girmeyecek şekilde sımsıkı kapatıp adım adım fırtınanın içinden geçmektir.

Orada, muhtemelen ne güneş ne de ay, hatta ne yön ne de zaman vardır. Orada, kemikleri bile parçalayacak kadar keskin beyaz kum tanecikleri gökyüzünde dans eder. İşte öyle bir kum fırtınası canlandır gözünde.

Sonra sen, gerçekten de onun içinden geçip gideceksin. O kum fırtınasının içinden. Hem sembol kem de fiziksel olarak görünen o kum fırtınasının. Ancak, hem sembol hem de fiziksel bir şey olduğu halde, aynı zamanda o şey insanın vücudunu binlerce bıçak tarafından kesilmiş gibi lime lime eder. Sayısız insan orada kan akıtmıştır, elbette senin kanın da akacak. O kanı avuçlarına dolduracaksın. Senin kanın ile başkalarının kanı birbirine karışacak.

Sonra o kum fırtınası bittiğinde, nasıl olup da onun içinden geçebildiğini, nasıl hayatta kalabildiğini tam olarak anlayamayacaksın.

Hayır, o fırtına gerçekten bitti mi bunun bile farkına varamayacaksın.

Yalnız, tek bir şeyden emin olacaksın. O fırtınanın içinden geçtikten sonra, fırtınanın içine ayak attığındaki kişi olmayacaksın artık.

Aynı kişi olmayacaksın. Evet, kum fırtınası bu. (Murakami)

Bu fırtına geçecek ve doğacak tekrar güneş yüreklerimize…

Meksikalıların dediği gibi: Bizi diri diri toprağa gömdüler, ama birer tohum olduğumuzu unuttular..

Covid bizi sendeletse de, düşsek te, bir avuç toprak alıp yerden, yine kalkacağız ayağa..

Ama bu defa, birbirimize omuz vererek yükseleceğiz.

Çağrımdır güzel insanlarımıza, zaman dayanışma, anlayış, hoşgörü ve paylaşma zamanı...

Güçlü olanın da, zayıf olanın da hakkı var, var olmaya…

Bu dağ gibi görünen sorunlarımızı aşmanın belki de tek yolu, DAYANIŞMA...

Dilerim, 2021, daha çok dayanıştığımız bir yıl olur ve yükselir ülkem ARŞA…

Semrin KALELİ

22.12.2020

Paylaş

Diğer Haberler
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Tamam