Tüm hukukçularında bildiği gibi usul, esastan önce gelir. Yıllardır, Çorum da avukatlık mesleğini icra etmekteyim. Vatandaşlarımızın, zamanında avukata müracaat etmediği için, hak kaybına uğraması en üzüldüğüm durumlardan biridir. Özellikle hukuk davalarında mahkemeden gelen tebligatlardaki sürelerin kaçırılması, biz avukatların elini kolunu bağlamaktadır. Hukuk muhakemeleri kanunun da belirtilen süreler ve uygulamalar çok açıktır. Burada dikkat edilmesi gereken, resmi bir tebligat tarafınıza ulaştığında, tebligatla birlikte gelen dilekçede, belirtilen sürelerdir. Tebligatla birlikte gelen evrak üzerinde, kaç gün içerisinde cevap verileceği, itiraz edileceği ve dava açılacağı yazmaktadır. Vatandaşlarımız gelen evraklar üzerinde yazan sürelere dikkat edip, vakit kaybetmeden işlem yaparlarsa, hak kaybına uğramazlar.Davaların büyük çoğunluğu esastan/özünden veya muhtevasından değil, usulden yani şekle uyulmadığından kaybedilmektedir. Esasen haklı olduğunuz birçok durumda, kendinizi usule uygun ve zamanında ifade edip, delillerinizi yerli yerince mahkemesine sunamadığınız için davanızı kaybetmek durumunda kalmaktasınız. Kişi haklı da olsa ve bu haklılığı çok açık bir şekilde anlaşılır da olsa, gerekli yerde ve zamanda bu hakkını öne sürmediği sürece, bu hakkını elde etmesine hukuki açıdan imkan yoktur. Örneğin bir işe iade davasını, iş akdinin feshinden itibaren bir ay içinde arabulucuğa başvurulması, arabuluculuğun anlaşmazlıkla sonuçlanması halinde, son tutanağın düzenlediği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılması gerekir. Bu örnek sadece işe iade davası için olup, gerek ceza gerekse hukuk davalarında bu süreler farklı olarak işlemektedir. Yani büyük hukukçumuz Cevdet Paşa’nın deyişiyle “usul esasa mukaddemdir” yani “usul, esastan önce gelir”. Usul dediğimizde, aklımıza sadece hukukumuzdaki süreler gelmemekle birlikte, bu yazımızda özetle belirlenen sürelere uymanın önemi ortaya koymaya çalıştım. Umarım hiçbir zaman hak kaybına uğramazsınız.
Av. Gizem TOSUN ÇAN
05/02/2021





